Haftanın Yorumu: 11 Mart – 18 Mart 2013, Kerem Uluengin

  • 11 Mart 2013 Pazartesi

 ABD’de Dow Jones Sanayi Endeksi geride bıraktığımız haftada önemli bir atakla 2007’de kaydettiği tüm zamanların zirvesine tekrar ulaştı. Ekim 2007’deki rekorunu kırarak 14.253,77 puana ulaşan Dow, şimdiden 2013’te %8,8 yükseliş kaydetmiş durumda.
 Bildiğiniz gibi, Fed’in gevşek para politikası dünya ekonomisi büyümese bile hisse senetlerinin sürekli değer kazanmasını sağlıyor. Finansal sisteme trilyonlarca dolar pomplayan Amerikan Merkez Bankası, gelecekteki olası darbelere karşı bir koruma kalkanı yarattığını düşünüyor olsa gerek. Faiz oranlarının da sıfıra yakın bir seviyede kalması, yatırımcıların neredeyse zorla borsada getiri aramasını sağlıyor.
 Medya her ne kadar bu yükselişi olabildiğince büyütse de (benzer dürum şu an rekora koşan İMKB Endeksi için de geçerli), aslında Dow Endeksi’nin son beş senede herhangi bir reel getiri sağlamadığını unutmamak gerekir. Endeks daha anca 2007’deki seviyesine geri döndü ve hala birçok yatırımcı, küresel sermaye piyasalarından silinip giden 37 milyon dolardan ötürü kayıplarını geri getirmeye çalışıyor. 2008’de emlak balonu patladığında Dow %34 düşüşle son 77 senenin en kötü performansını sergilemişti.
 Küresel sermaye piyasaları yükseliyor olabilir, fakar dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de durum hala pek iç açıcı değil. Yaklaşık 14 milyon ev sahibi, hala mortgage ödemelerini düzenli yapar hale gelemedi. İş imkanları ve maaş seviyeleri, hala kriz öncesi seviyelerine ulaşamadı. Konut fiyatları şu an Dow’un zirve yaptığı 2007 zamanına göre %26 daha ucuz ve resesyon boyunca işini kaybeden 8,7 milyon Amerikalıdan sadece 5,5 milyonu tekrar iş bulmayı başardı.
Krizden bu yana geçen beş buçuk senede ise altın, %119’luk bir getiri sağladı.
 Bu fiyat yükselişlerinde elbette enflasyon da hesaba katılması gereken önemli bir unsur. Tüketici fiyat artışını hariç tutarsak, Dow’un son 13 yıldır aslında zirveye pek de yaklaşmadığını görüyoruz. Wall Street Journal’da yer alan ilginç bir makale,  en yakın tarihli Dow rekorunun 14 Ocak 2000’de gerçekleştiğini belirtiyor. O tarihten bu yana, son 13 sene içinde Dow %22 yükselmiş görünüyor, fakat TÜFE’yi hesaba katarsanız reel getiri sadece %10.

 Teknik Analiz
 Yazımızın teknik analiz bölümüne, her hafta olduğu gibi FOREX piyasalarından başlayalım.
 
 USD

 

 Geçen haftaki yazımda doların döngüsel dönüm noktasına yaklaştığını ve yakında trendin tersine dönmesi gerektiğini yazmıştım. Kısa vadeli USD grafiğinde, henüz böyle bir adım atılmadığını görüyoruz. Fakat dolarda beklediğimiz bu trend değişimi, kıymetli metallerde gerçekleşti ve altının düşüşü 1.526 dolarda son bularak yerini yükselişe bıraktı. Doların Şubat sonunda başlayan bu agresif rallisi kesinlikle sürdürülebilir görünmediği için bir düşüş gerçekleşeceğini düşünüyorum. RSI göstergeleri de bu kanıyı doğrulamakta.  

 

 Orta vadeli dolar grafiğinde haftalardır tespit ettiğimiz Omuz-Kafa-Omuz formasyonuna tekrar bakalım. Bu formasyon, hep belirttiğim gibi dolar için ayı piyasasının sinyallerini vermekte. Peki ama grafikteki bu oluşum hala geçerli mi, yoksa doların yükselişi formasyonu bozdu mu? 

 

 RSI seviyeleri de göz önünde bulundurulduğunda, formasyonun hala geçerli olduğunu düşünüyorum. Endeks şu an sol omuzun üzerinde olsa da, bu büyük olasılıkla grafiğin sadece biraz esnemiş olmasından kaynaklanıyor.
 Taban seviyeleri her oluşumda biraz daha yüksek bir seviyede gerçekleştiği için ikinci omuzun ilkinden daha yükseğe çıkması belki normal olabilir. Yine de, formasyonun tamamlanması için bir düşüş görmemiz gerekiyor ki, yakında bunun olacağına inanıyoruz.
 Özetle, son haftalardaki çıkışa rağmen doların tersine bir hareket içine girmesini bekliyorum. Bu hafta için boğa piyasasına yönelik sinyaller oldukça az. 

 Altın
 Haftanın altın grafiğinde pek az bir değişiklik görüyoruz. Altın fiyatı, haftalık bazda 0,10 dolar yükseliş gösterdi ki, bu da yatay bir seyir anlamına gelmekte. USD endeksindeki yükselmeye karşılık altının sabit kalması, Şubat ayında dip oluştuğu fikrini destekliyor.
 

 

 RSI seviyeleri, 2008’de önemli bir dip oluştuğu zamanki gibi bir seyir çizmeye devam ediyor. Beş sene önceki durumda fiyatların 700 dolardan 1.000 dolara çıkması sadece birkaç ay sürmüştü. Bu sene de benzer bir artış yüzdesi görülürse, altının tekrar 1.900 doları zorlaması gerekir. Uzun vadeli hareketler göz önünde bulundurulduğunda, bu seviyelerin imkansız olmadığını görüyoruz.
 Kısa vadeli altın grafiğinde ise fiyatların son birkaç haftadır dip seviyeleri test etmediği görülebiliyor. Geçen haftaki ralli denemesinden sonra gelen düşüş, geniş bir hacimde gerçekleşmediği için ortada boğa piyasasını etkileyen bir durum yok. Bu düzeltme, yaşanan kısa süreli rallinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Altının kısa sürede iyi bir çıkış yapmasını bekliyoruz.

 Gümüş
 Son dört haftadan beri ilk defa, gümüş geçtiğimiz hafta içinde gerilemedi. Düşüşün sona ermiş olması, piyasada bir taban oluştuğu izlenimini veriyor ve hatta bu durum, RSI seviyeleri tarafından da desteklenmekte.
 

 

 Orta vadeli gümüş grafiğinde de uzun vadeli trend çizgisinden destek alan fiyat hareketleri görüyoruz. Gümüşteki düşüşlerin sona erdiğini ve bu noktadan itibaren yükseliş beklediğimizi söylemek yanlış olmaz. Göstergeler, bu metalin önümüzdeki haftalarda önemli bir ralliye başlayacağını gösteriyor.
 Özet olarak, USD Endeksi’ndeki görünüm son haftalardaki ralliye rağmen (hatta büyük ölçüde bu rallinin sürdürülebilir olmamasından ötürü) ayı piyasasına işaret ediyor. Kısa vadede dolari büyük ölçüde aşırı alım sinyalleri vermekte. Endeks tekrar düşüş trend çizgisinin aşağısına kayarsa, değer kaybının hızlanacağını söyleyebiliriz.
 Altın ve gümüşün durumu ise son haftalarda olduğu gibi önemli ölçüde aşırı satış sinyali veriyor. Geçtiğimiz hafta içinde önemli alış sinyalleri yakaladık. Kıymetli metallerin kısa vadede önemli bir toparlanma kaydetmesini bekliyorum.
 Twitter’da beni takip edin! Altın ve diğer kıymetli metallerle ilgili son dakika haberler, piyasa analizleri ve fiyatlandırmalar  için  @keremuluengin twitter adresinden beni takip edebilirsiniz.

© Kerem Uluengin,  10 Mart 2013

222 kez okundu